Uzaktan kumanda ile hipnotize edilen Türkiye

Yazar: | 29 Aralık 2018

Gazeteci yazar Celal Eren Çelik, kültürel emperyalizmin Türkiye’de nasıl uygulandığını, bu konuda Acun Ilıcalı ve TV8’in yerini flood olarak anlattı.

Kültür Emperyalizmi
Görsel: Pixabay

Kaynak tweet: 23:35 – 28 Ara 2018

“Emperyalizm” kavramı hemen hemen hepimiz tarafından bilinse de “KÜLTÜR EMPERYALİZMİ” kavramı çok daha az bilinen bir kavram ülkemizde. Oysa ki küresel güçler açısından kültür emperyalizmi çok ama çok stratejik bir noktada konumlanmış durumda…

Zira bir ülkenin küresel hegemon güçler tarafından tam olarak kontrol altına alınabilmesi için 4 ana noktanın “Kontrol edilebilir/manipüle edilebilir” hale getirilmiş olması gerekmektedir:

Bunlar

  • Siyasal,
  • Ekonomik,
  • Askeri,
  • Kültürel, milli kodlardır

Ancak diğer 3’ünü ne kadar sağlarsanız sağlayın eğer kültür emperyalizmi ile ülkenin “Milli kültürel kodlarına” hakim hale gelemezseniz o ülkeyi tam anlamı ile emperyalist baskı altına alamazsınız. Gerçekleştirilen sadece dönemsel “tahakküm” olur. Ülkede milli kültür ve şuur bozulmamışsa o ülke emperyalizmin boyunduruğunu kısa yahut orta vadede kırar. İşte bu nedenle kültür emperyalizmi son derece stratejik bir kavramdır.

O nedenle floodumuzun başında ana hatları ile kültür emperyalizmi‘ni anlatmamız gerekmekte.

Bu konuda en özet ama en “özlü” tanımlamalardan birisi Sami Şener tarafından yapılmıştır. Sami Şener “ASİMİLASYON; EMPERYALİZM; SÖMÜRGECİLİK” isimli eserinde bakın hangi ifadeler ile tanımlıyor kültür emperyalizmini…

… Kültür emperyalizmi, aslında emperya­lizmin bîr safhası ve çeşidinden başka bir şey değildir. Kültür emperyalizmine ma­ruz kalan bir toplum, kendine verilmek is­tenen kültür ve dünya görüşünün gerçek hedefini idrak edemeyecek bir hale gelir. Dinamik ruhunu kaybeden böyle bir top­lum, kendine sunulanın doğru veya yanlış olup olmadığım anlayamayacak bir uyu­şukluk ve sersemliğe düşer. Fikir ve sanat zevki ölmüş, hamle gücünü kaybetmiştir. Kültür emperyalizmi altındaki ülkeler, ar­tık kendilerine yön veren toplumların is­tekleri doğrultusunda hareket etmekten başka bir tavra sahip olamazlar.

Günümüzde “kültür emperyalizminin” içerik üreticisi ve ana odağı İngiltere, “Küresel Uygulayıcısı” ise başta Hollywood olmak üzere, devasa dağıtım şirketleri ve yayın ağı ile ABD’dir. Yani KÜRESEL EMPERYALİZMİN “Beyni” İngiltere, “Uygulayıcı gücü” ise ABD’dir.

ABD-İngiltere kültür emperyalizmi ortaklığının son yıllarda dünyada imza attığı en çarpıcı kültür emperyalizmi operasyonu maalesef Türkiye’de gerçekleştirilmiştir… Şimdi sizler ile adım adım ve hangi girift ilişkiler ağının bağlantıları ile Türkiye’nin başta belirttiğimiz kültür emperyalizmine uğratılmış bir toplum hedefine uygun hale getirildiğini paylaşacağız.

Biliyoruz biraz uzun bir girizgah oldu belki bu kez ancak konunun daha net anlaşılması için bu girizgahı yapmak durumundaydık. Evet dostlar şimdi sizler hazırsanız biz de hazırız.

İşte başlıyoruz, çayı kahveyi kapan gelsin…

Takvim yaprakları 2013’ü gösterdiğinde bir haber adeta medya camiasında bomba etkisi yaratarak gündemin tam orta yerine düşmekteydi. TV izleyicilerinin “ACUN FİRARDA” programı ile tanıdığı eski spor muhabiri, sonradan ise FEAR FACTOR ve SURVIVOR programlarının yapımcısı olarak “TELEVİZYONUN ALTIN ÇOCUĞU” lakabını kazanan Acun Ilıcalı, MNG Holding’e ait TV8 kanalını satın alıyordu…

Acun Ilıcalı bu kanalı 70 milyon dolara satın alırken aynı dönemde satışı yapılan Show TV 92, Star TV 327, Sabah – ATV 1.1 milyon dolar gibi rakamlara satılırken “TV8 Ucuza mı gitti?” diye soruluyor ama asıl soru olan “Acun bu kanalı 70 milon dolara nasıl alıyor?” sorusu gündeme gelmiyordu. Bu konun uzunca süre esrarını korusa da floodumuzun ilerleyen bölümlerinde bu konuya da değineceğiz. Ama sırayla gidelim…

TV 8 MNG Holding bünyesindeyken özellikle kaliteli haber yayınları ile dikkat çeken bir kanal olarak ön plana çıkmıştı. Acun Ilıcalı ise kanalı devralır almaz ilk ve en radikal değişikliği kanaldan haberi tamamen kaldırıp, haber servisini lağvederek yaptı… Ve Acun Ilıcalı zaman içerisinde daha önce ACUN MEDYA ile yapımcısı olduğu FEAR FACTOR ve SURVIVOR başta olmak üzere, MASTER CHEF gibi yarışma ve eğlence programları ile tamamen bir “Eğlence/yarışma” kanalı konsepti oluşturdu.

Dikkatinizi çekti mi bilmem… Ancak Acun Ilıcalı’nın yarışma programları TV8’in sürükleyici lokomotifi ve tek bir tanesi bile türk/özgün formatlı değil. Hep yabancı formatlı yarışmalar. En son kanala KORE uyarlaması dizi geldi? Neden KORE onu da yazacağız…

Bugün gelinen noktada TV8 Türkiye’de ana tv izleyicisi kitlesi olan kadın ve gençleri adeta bu “Eğlence/yarışma” konsepti ile ekranın başına çiviledi. Ve bu kitleye adeta hükmeder hale geldi. İlk bakışta muhteşem bir başarı hikayesi gibi gözüküyor değil mi? O zaman biz yazmaya devam edelim efendim…

Öncelikle şu soruyu sormak lazım: İşin sırrı neydi?

Herkes bu sorunun cevabını Acun Ilıcalı ismine odaklanarak vermeye çalışıyor. Oysaki Ilıcalı sadece “vitrindeki” isim. Bu “x” kişisi de olabilirdi… Önemli olan az sonra çok daha net olarak anlayacağınız KÜLTÜR EMPERYALİZMİ PROJESİ. Yani önemli olan Acun Ilıcalı değil proje.

Şimdi gelelim bu proje nasıl yürümüş, hangi girift ilişkiler ağı ile sarıp sarmalanmış ve önümüze adeta ambalajlanarak konularak 5 senede güzel ülkemizi adeta hipnotize edecek etki alanına kavuşmuş…

Acun Ilıcalı pek çok işe imza attı ama yıldızını parlatan, kendisi ile özdeşleşen ve O’nu zirveye taşıyan proje SURVIVOR oldu… Survivor deyince 2 dakika duracaksınız. Zira alt metninde tamamen bireysel çıkarcılığı ön plana çıkaran yarışma bir yarışmadan çok daha fazlası.

Survivor’un orijinal format hakkı İngiliz Caharlie Parsons‘a ait. Peki kimdir bu Charlie Parsons. Yakından bakmak gerekir mi dersiniz? Gerekmez mi efendim… Biz de yakından bakalım o zaman.

Charlie Parsons,Oxford Üniversitesi’nde çok çalışkan ama sıradan bir hiç de popüler olmayan bir öğrenciyken tanıştığı bir isim hayatını değiştirecektir… O isim ise Wheed Ally’dir.

Bu iki ismin en önemli ortak noktaları gay olmalarıdır ve kısa süre sonra bugün de devam eden ve İngiliz kamuoyunca da “Hayat arkadaşlığı” olarak adlandırılan birliktelikleri başlayacaktır… Ancak Waheed Ally sıradan bir isim değildir. Ünlü ve çok zengin bir iş adamı olan Ally aynı zamanda “LORD” unvanı taşımaktadır. Lakabı “BARON” olan 1998 yılından bu yana da İşçi Partisi’nin İngiliz Meclisi’ndeki en deneyimli parlamenterlerinden birisidir.

Charlie Parsons’a ortak olarak bir şirket kurmak için finansman sağlayan Waheed Ally’den sonra yeni kurulacak şirkete bir de 3. “ünlü” ortak dahil olur: Dünya’nın kendisini şarkıları ile tanıdığı “Sir” Bob Geldolf…

Bu üçlünün şirketlerini kurmalarının hemen ardından Lord Waheed Ally’nin bağlantıları devreye girer. Yeni kurulan şirket bir anda İngiliz devlet kanalı BBC’nin en önemli içerik sağlayıcılarından birisi olur. Hatta Charlie Parsons, BBC’nin içerik kalitesinin artırılması ve yeni içeriklerin geliştirilmesi için başlatılan projenin başına getirilir.

Bu arada bu üçlü hangi şirketi kurmuşlardı derseniz üçlünün ortaklığı şirketten fazlasıdır… Charlie Persons, Lord Waheed Ally ve Sir Bob Geldolf PLANET 24 CHANNEL isimli bir kanal kurmuşlardır. BBC’ye de bu kanal üzerinden içerik sağlamaktadırlar.

Bu esnada Charlie Persons, İngiltere’de bir “ekonomi yayını” olmasına rağmen İngiliz İstihbarat Servisi MI6 ile ilgili en fazla ve en içeriden haberleri yapan yayın organı olan Financal Times ile ilişkileri aynı dönemde sıklaşmıştır. Bu esnada bir de bakıyoruz ki Charlie Persons zaten üniversite yıllarında Financal Times için çalışmış!

Bu arada Charlie Persons, Lord Waheed Ally ve Sir Bob Geldolf bir süre sonra çok karlı bir anlaşma ile PLANET 24 isimli kanalı adeta içinden ceketlerini alıp çıkmak şartı ile her şeyi ile birlikte satmışlardır. Satmadıkları tek bir şey ve özel bir şart vardır satış anlaşmasında: Başta SURVIVOR olarak kanalın ürettiği program içeriklerinin format haklarından milim taviz vermezler ve bunları satış paketinin dışında tutarlar.

Hemen yeni bir şirket kurulacaktır: Charlie Parsons Creative.

İlerleyen yıllarda bu şirkete destek verecek bir şirket de Fourth Floor, York House, 23 Kingsway, London, United Kingdom, WC2B 6UJ adresinde kurulacaktır: Silvergate Media

İlk şirket adından da anlaşılacağı üzere Charlie Parsons’a ait olup program formatlarını elinde tutan ANA şirket. Burada program formatlarından ötürü Sir Bob Geldolf’un da payı var…

Silvergate Medya ise Lord Waheed Ally tarafından açılan medyadan modaya geniş bir şirketler topluluğu. Aynı zamanda Charlie Parsons Creative’in kardeş şirketi denilebilir. Zira yatırımcı


Efendim şimdi İngiliz Lordlar, Sir’ler bir araya gelir boş durur mu? Durmaz tabii ve durmuyorlar da… Hemen kültür emperyalizmi’nin “uygulayıcısı” ABD ile temasa geçiliyor. Charlie Parsons Creative ile ABD’nin en büyük 3 yayın ağından birisi olan CBS arasında bir anlaşma imzalanıyor. Bu anlaşma ile birlikte 2 grup stratejik ortak haline gelirken başta Survivor olmak üzere CBS’in pek çok içeriğini de Charlie Parsons hazırlıyor.

Şimdi… CBS dediğiniz kanal öyle sıradan bir kanaldan çok daha fazla anlam ifade etmekte. Neden diyecek olursanız CBS’e yakından göz atmamız lazım. Atalım ve anlatalım o zaman efendim…

CBS’in sahibi olan isim Summer M. Redstone aynı zamanda VIACOM isimli bir devasa şirketin de sahibi. VIACOM ise Dünyaca ünlü Paramounth Film stüdyoları var ya… Hah işte onun sahibi.

Viacom - Paramounth Film

Ayrıca Paramount ile 1981 yılında Hollywood’un en büyük diğer 2 film stüdyosu olan Universal ve Metro Goldway arasında bir ortaklık gerçekleşiyor ve ortaya United International Pictures (UIP) isimli bir dağıtım ve film stüdyoları tröstü çıkıyor… Ortaya çıkan bu küresel tröst ABD’nin Hollywood eli ile Dünya’da uyguladığı kültür emperyalizmi projelerinin en büyük yapı taşlarından birisi olarak rol alıyor…

VIACOM aslında bir çatı şirket. Bünyesinde CBS, PARAMOUNT, NICLEDEON, MTV NETWORK, BET NETWORKS, CMT, LOGO,TEEN NICK, COMEDY CENTRAL gibi dünya magazin/eğlence kültürüne hükmeden markaları barındırıyor… İşte başta Survivor olmak üzere pek çok içeriğin patent hakkını elinde tutan CHARLIE PARSONS – LORD WAHEED ALLY ve SIR BOB GELDOLF da bu CBS ve VIACOM ile ortak. Ayrıca ekleyelim, Lord Waheed Ally aynı zamanda bizzat Sir Elton John AIDS ile Mücadele Vakfı‘nın en önemli üyelerinden bir tanesi ve Sir Elton John ile çok sıkı ilişkileri var. Hani “Acun nasıl bu Dünya yıldızlarını getiriyor Türkiye’ye?” diye merak edeniniz varsa aklının bir köşesinde “bulunsun” bu küçük detay.


Mesela Acun’un en önemli formatlarından yine kendisi ile özdeşleşen Fear Factor ve son dönemin trend yarışma formatı Master Chef. Bunların orijinali ise Endemol isimli bir şirkette. Endemol, Hollanda-Amsterdam merkezli bir şirket. Hollanda Kraliyet Ailesi ile İngiliz Kraliyet Ailesi akraba. Bunu da ekleyelim ve Endemol’e bakalım şöyle bir isterseniz…

Endemol, tepe yönetimine çok geniş yetkiler vermesi ile tanına bir şirket. Kim var peki o en tepede? Sophie Turner Laing. Bu isme biraz yakından bakmak gerek o zaman…

Sophie Turner Laing, İngiltere’nin en ünlü içerik direktörü diyebiliriz. Kendisini medya camiasında uluslararası üne taşıyan operasyonu ise ünlü İngiliz SKY grubu ile Amerikalı HBO ortaklığını gerçekleştirerek çığır açan isim olması. HBO dediğimiz grup Time Warner‘in dizi/eğlence sektöründeki küresel markası. Time Warner dediğimiz grup ise bünyesinde CNN, TNT, Cartoon Network başta olmak üzere yüzlerce kanal bulunduran dünyanın en büyük medya şirketlerinden birisi. Yani Endemol’ün tepesindeki isim Sophie Turner Laing aslında İngiliz – ABD küresel kültür emperyalizmi ortaklığının ortak şirketini kuran isim.

Ve işte bu küresel kültürel emperyalizm odağı olan firmaların Türkiye temsilcisi, yapılan anlaşmalara, alınan formatlara göre Acun Ilıcalı…

İşte orada duruyoruz ve bunu “Acun Ilıcalı mı?” diye değiştiriyoruz… Bu soruyu hiç de boşuna sormuyoruz ve yazımızın başında “Floodun ilerleyen bölümlerinde yazacağız” dediğimiz kısma geliyoruz işte.

Acun kanalı alacak 70 milyon doları nereden buldu?

Acun Ilıcalı’nın kanalı aldığı günlerde üzeri çabucak örtülen, çok dikkat çekmesine fırsat verilmeyen bir köşe yazısı kaleme alıyordu Hürriyet’teki köşesinde Cengiz Semercioğlu. Tarih 24 Aralık 2013. Cengiz Semercioğlu ACUN İKİNCİ KANALINI ALDI başlıklı yazsında Rekabet Kurumu’nu da referans vererek bakın neler yazıyor…

Ferit Şahenk de kanalın yüzde 30 ortağı. NTV, CNBC-e, Star, e2, Kral, NTV Spor ve HDe’den sonra Ferit Bey’in 8’inci kanalı oldu TV8. Ancak TV8’in yönetimi, büyük hissedar Acun Ilıcalı’da olacak. Programlara, yayın çizgisine tamamen Acun ve ekibi karar verecek. Zaten bir süredir yeni programlar koymaya başladılar ekrana. Haziran sonunda Star’dan ayrılacak Acun ve sadece TV8’le ilgilenecek..

http://www.hurriyet.com.tr/acun-ikinci-kanalini-aldi-25429592

Ancak aradan günler hatta aylar geçiyor Ferit Şahenk kanala resmen ortak olmuyordu. Acun kanalı tek başına alsa da medya camiasında hep kanalın gizli ortağı Ferit Şahenk dedikodusu ortalıkta dolaşıyordu… Peki bu iş ne zamana kadar dedikodu olarak kalıyordu? Kasım 2015’e kadar…

Kasım 2015’te Ferit Şahenk TV8’in ilk satın alındığında Cengiz Semercioğlu’nun yazdığı gibi %30’una ortak oluyordu… Kaynak: Şahenk, Acun Ilıcalı’ya ortak oldu

Şahenk’in, kanalın %30’u için 110-110 milyon dolar ödediği dile getiriliyordu… Yani Acun Ilıcalı 2 sene önce 70 milyon dolara aldığı kanalının değerini yaklaşık 330 milyon dolara çıkarmıştı. Bu işte bir gariplik vardı… Zira Şahenk elinde onca prestijli kanal varken, 2 sene içerisinde tamam belki iyi bir noktaya gelmiş ama haber gücü olmayan, konumlanmasını tam oturtamamış, değerini 5’e katlayacak bir mucize de göstermemiş bir kanala bu kadar para veriyordu? Bu ticaretin doğasına aykırıydı…

İşte bu sorunun cevabını almak için Şahenk’in TV8 hamlesinden önce ne yaptığına bakmamız lazım.

Şahenk TV8 satın almasının çok kısa süre öncesinde elindeki CNBC-E kanalını Discovery Comminications’a satmıştı.

Şahenk Discovery Cominications grubuna daha sonra da NTV SPOR’u satacaktı. Peki hatırladınız mı kimdi bu Discovery Channel Comminications’un perde arkasındaki sahibi?

Bizi yakından takip eden dostlarımız Soros gidiyor yerine kim geliyor? başlıklı yazımızı ve Satranç tahtasındaki sektör:Türk Medyası floodumuzu ve bu floodda bu soruya verdiğimiz ayrıntılı cevabı hatırlayacaklardır…

Şahenk’in CNBC-E ve NTV SPOR’u sattığı Discovery Grubu‘nun perde arkasındaki sahibi Roma Kulübü üyesi, ABD Üstün Hizmet Nişanı sahibi, ABD’de demokratların yeni başkan adayı olarak dillendirilen Dünya’nın En Güçlü Kadını Oprah Winfrey.

Küresel güçler bir dönem Soros‘u pasifize etmeyi düşünürken yerine Oprah’ı ikame etmek istemişlerdi medya alanında. Soros bağlantıları sayesinde medyayı yönlendirirken Oprah direkt olarak sektörde olacaktı. Şahenk kanallarını Oprah’a verirken bir yandan da İngiliz – ABD ortaklığı olan Charlie Parsons – Lord Wheed Ally – Sir Bob Geldolf – CBS – VIACOM ilişkiler ağına TV8 ile dahil oluyordu…

Yani Acun işin vitriniydi. Bu arada hatırlayın TATLI VATAN:İNGİLTERE başlıklı floodumuzu. Yine bizi yakından takip eden dostlarımız Şahenk’in Hüsnü Özyeğin ile İngiltere’de kurduğu DOME YATIRIM BANKASI‘nı anlattığımız floodu ve ilişkiler ağını gayet iyi hatırlayacaklar


Bu arada Şahenk bir hamle daha yaparak NUSR-ET Restaurant’a da ortak oluyordu. Peki Nusr-Et New York’taki restaurantını nerede açıyordu? TV8’in içeriklerini aldığı Charlie Parsons’un stratejik ortağı CBS’in binasına! Tesadüf işte!

Ha bu arada hemen belirtelim. “Acun kanalı Karamehmet’ten alacağı 200 milyon TL ile kurdu” lafına anca gülerim.

Zira Acun’un 70 milyon dolar para sayıp kanal aldığı günlerde Karamehmet’in bankasına, Turkcell hisselerinin bir bölümüne, medya gücüne (Digiturk, SKY, AKŞAM, GÜNEŞ, ALEM FM v.s.) TMSF tarafından el konulmuş ve bitirilmişti. Yani kimse hikaye anlatmasın… Karamehmet’in Acun’a değil 70 milyon, 700 bin doları tek kalemde veremeyeceği bir dönemdi 2013.


Ha bir de “Acun Ilıcalı muhteşem çalışkan, fecaat azimli. Azmin başarı tablosu…” kıvamında olan yazılar beni benden alıyor. Haber toplantısında masanın altında uyuyan, kendisine verilen Brezilya görevi yerine İstanbul’da doğum günü kutlayıp evden canlı bağlantı yapan çalışkanlık mı o?

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Acun Ilıcalı vitrindeki isimdir ve onun yerinde x de olsa z de olsa ona bu başarısı hikayesi yazılacaktı zira gerçekleştirilen büyük bir ekonomik emperyalizm operasyonudur… Ve maalesef bu operasyonda İngiltere kazanmış, ABD kazanmış, Şahenk kazanmış, Acun kazanmış kaybeden ise Türkiye olmuştur.

İşte böyle dostlar… Bizi okuma sabrını gösteren bizimle olan ve daha sonra okuyacak tüm dostlara bin selam olsun derken klasikleştiği gibi bitiriyoruz floodumuzu.

Takdirleriniz beğenilere, beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin…

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir