Para Sistemi, Kölelik, Bitcoin ve Devlet

Yazar: | 9 Mart 2018

Dünyada para sisteminin nasıl çalıştığını bilmeden, kölelik sistemini anlayamaz ve gerçeği bilemezsiniz. Öyleyse, gerçeği görmek isteyen toplansın, flood yapıyoruz.

Önce basit bir soru: Para nedir?

Bunun için bir denklem var.

Para = Emek + Zaman = Özgürlük

Yazan: @hyardimcioglu

Kaynak tweet: 20:20 – 19 Kas 2017

Yani para, özgürlüğünüzü cebinizde taşımanızı sağlayan bir araçtır. Çünkü paranın içinde, harcadığınız emeği ve zamanı depolar, sonra da onunla başkalarınınkini satın alabilirsiniz. Paranızı sizden haksız biçimde ve sürekli olarak alan birileri varsa, bunun doğurduğu kesin sonuç sizin bir KÖLE, paranızı (özgürlüğünüzü) alanın da EFENDİ’niz olduğudur.

Bu iş hükümetler ve merkez bankalarının beraber kurdukları bir tezgahla yapılır. Öyle bir tezgah ki, siz bu KÖLE-EFENDİ ilişkisinin varlığının bile farkında olmazsınız. Cebinizde taşıdığınız “para” adı verilen kağıtlar (veya banka hesabınızdaki dijital değer), devletinizle aranızdaki en gerçek bağdır. Her kimle alışveriş yaparsanız yapın, bu alışverişteki üçüncü şahıs devlettir. Çünkü devlet ortadaki aracıdır. Devlet tarafından yaratılan para olmadan ticaret yapamazsınız.

Yukarıdaki denklemin pratiğe dökülmesini sağlayan şey, tarihte hep altın ve gümüş gibi kıymetli metaller oldu. Kıymetli metallerin avantajı yoktan var edilemiyor olmalarıydı. Bugün ise başka bir sistem işliyor. Para BORÇ olarak yaratılıyor.

Yani sistem şu: Önce hükümet, merkez bankasına tahvil veriyor. Tahvil demek devletlerin faizli borç senetleri demektir. Bu borca karşılık merkez bankası para basıyor. Ortada ne altın var ne gümüş ne de başka bir şey. Sadece devletin ödemeyi taahhüt ettiği bir BORÇ var. Yani devletin iradesi var. O yüzden bu sisteme “iradi para sistemi” deniyor. Ha bu arada, hükümetin ödemeyi taahhüt ettiği BORCU bilin bakalım kim ödeyecek 🙂

Tekrar söylüyorum, burası önemli: Para; devlet ile vatandaşların, yani diğer bir değişle efendiler ve kölelerin arasındaki en gerçek bağdır. Yani kölelerin boynundaki görünmez zincirlerdir. Veya kuklacının elindeki iplerdir. Hayatta kalmak için sürek para harcamanız gerek, o yüzden kuklacının ipleri her an tepenizdedir.

kukla

Hükümetler ve merkez bankaları tarafından yaratılan iradi para, kredi olarak halka dağıtılınca bu BORÇ gerçek bir değere dönüşür, yani para olur. Çünkü artık o borcu ödemek için çalışan ve değer üreten köleler vardır.

Buradaki sıkıntı şudur: Devlet piyasaya her para sürüşünde enflasyon ortaya çıkar ve cebinizdeki paralar değer kaybeder. Alım gücünüz görünmez bir kanaldan geçerek, parayı yaratanların hesabına geçer. Enflasyonun tarihsel süreçte nasıl yıkıcı boyutlara ulaştığına rakamlarla bakalım:

2002’de Eğitimsen tarafından, Anketlerle Eğitim adıyla bir araştırma raporu yayınlandı. Bu raporda, öğretmen maaşları 1923 yılından itibaren inceleniyordu.

1923’te, yani Türkiye’nin yıkıcı bir dünya savaşından yeni çıktığı yoksulluklarla dolu kuruluş yıllarında bile bir öğretmen (diğer bir deyişle, ortalama bir çalışan), aylık maaşıyla 20 adet Cumhuriyet altını alabiliyordu. Bugünse sadece 3 adet alabiliyor.

İlgili raporda, yıllara göre verilen rakamlar şöyledir:

  • 1923: 20 adet
  • 1946: 12 adet
  • 1960: 18.5 adet
  • 1965: 28.6 adet
  • 1975: 9.2 adet (1971’de dünyada paranın kıymetli metallerle bağı koparılıp, iradi para sistemine geçilmesinden sonra ani bir düşüş başlıyor)
  • 1980: 1.5 adet (Türkiye’de darbe olduğu yıl)
  • 1993: 5.9 adet
  • 1994: 5.4 adet
  • 1995: 5.1 adet
  • 1996: 5.1 adet
  • 1997: 5.2 adet
  • 1998: 7 adet
  • 1999: 6.7 adet
  • 2000: 6.5 adet
  • 2001: 3.5 adet (Türkiye’de ekonomik kriz yaşandığı yıl)
  • 2002: 4.5 adet

BUGÜN ise sadece 3 adet.

Enflasyon böyle bir şey işte. Zamana yayılınca fark etmiyorsunuz. Nereden nereye geldiğimize bir bakın.

Her para basım işlemi, bir toplumun kaderini böylesine ilgilendiren önemli bir olaydır. Büyük haber değeri vardır. Ama bugüne kadar herhangi bir gazetede veya televizyonda, devletin basım kararı aldığına dair tek bir haber gördünüz mü? Göremezsiniz. Bu hep gizli tutulur.

Aşağıdaki grafik de Amerika’dan. Son yüz yıl içinde dünyanın nereden nereye geldiğini gösteriyor. Yüz yıl içinde insanlar alım güçlerini %2326 (yazıyla: YÜZDE İKİ BİN ÜÇ YÜZ YİRMİ ALTI) oranında kaybetmişler. Yani 23 kat fakirleşme.

Amerika alım gücü grafiği

 

Eğer cebinizdeki para, yani emek artı zamanınız, yani ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ, parayı yaratanlar tarafından sizden sürekli haksızca vergi olarak zorla alınıyor ve manipüle ediliyorsa, kölesiniz demektir.

Kuran’da “RİBA” olarak geçen ve haram kılınan şey, Türkçeye hep “faiz” olarak çevrilmiştir. Bu eksik bir manalandırmadır. Riba karşılıksız, havadan para demektir. Yani iradi para sistemi KÜLLÜYEN RİBA’dır. Köleliğin temeli de RİBA’dır.

Bitcoin neden bu kadar patladı sizce? Çünkü bir merkez bankası yok. İnsanlara alternatif bir para olarak ÖZGÜRLÜK vaat etti. Altın ve gümüşü taklit eden bir sistemdir Bitcoin. Bir merkezi yoktur. Tıpkı altın ve gümüşte olduğu gibi iki kişi, arada üçüncü şahıs (devlet) olmadan alışveriş yapabilir.

İşte devletleri çıldırtan da bu oldu. Kıymetli metaller dünyanın her yerinde geçerlidir, bir devletin iradesine ihtiyaçları yoktur. Kıymetli metalleri taklit eden ve merkezi otoritesi olmayan kripto paralar, devletlerin elindeki kukla iplerini ortadan kaldırma potansiyeline sahip olduğu için bu kadar etki yaratabildi.

Kitlelerin köleliğinin toplamı GÜÇ demektir. Dünyadaki bütün kötülüklerin temelinde yatan sebep ise bu GÜÇ için yapılan mücadeledir. İdeal bir devlette güç merkezileşmez. Çünkü temerküzden daima kölelik doğar. Sadece kralların, hükümetlerin ve merkez bankalarının olmadığı bir devlet dünyaya barış, adalet ve refah getirebilir.

Bu arada merak edenler için, daha önce paranın aslında bir DİN olduğunu izah ettiğim ve paranın kısa bir tarihini anlattığım flood buradan okunabilir:

https://twitter.com/hyardimcioglu/status/932297605283016706

Flood’ı takip ettiğiniz için teşekkürler.